7 Mart 2014 - 20:30
Mihrac Ural: Suriye’de Rojava Kürtleri

Suriye Kürtlerinin üç sacayağı var. Suriye Kürtlerinin ezici çoğunluğunun iradesini belirleyen bu çevreler aynı zamanda bu süreçte Kürtlerin de tutumunu açıklar.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Gazeteci Faruk BALIKÇI - Suriye rejimi ile Kürtler arasındaki ilişki şu an ne durumda? Mihrac URAL - Suriye Kürtleri, Suriye ortak vatanda bir çok hakkı eksik olarak yaşarlar ama bölge devletlerinden farklı olarak, resmi olmasa da kendi kimliğini gizlemeden siyasal iktidardaki payını ve yerel yönetimdeki ağırlığını kullanırlar.Suriye Kürtlerinin üç sacayağı var. Suriye Kürtlerinin ezici çoğunluğunun iradesini belirleyen bu çevreler aynı zamanda bu süreçte Kürtlerin de tutumunu açıklar. Birincisi; Rahmetli Cumhuriyet Müftüsü Köftaro ve Rahmetli büyük din alimi Muhammed Ramadan Sait el Buti’nin çevresi denilebilecek inançlı Kürt çevreleridir. Bu çevreler olayların başından itibaren yönetimle saf tuttu. Buti selefi cinayet şebekelerini “ zalami güçler” (Karanlık güçler) olarak tanımladı ve İslam alemindeki derin etkisi kadar Kürt alemindeki yoğun ve geniş etkisiyle ( Memu-Zin’i Arapçaya özgün yorumlarıyla çeviren de Buti’dir) siyasi ve toplumsal vakalarda etkisi büyük olan karar sahibidir. Namaz kıldığı sırada suikastla katledildi. Oğlu aynı hat üzerinde babasının yerini alarak sürece güç verdi. Bu çevrede Kürtlerin büyük sermaye çevreleri, feodalleri, ticaret erbabı, Hara ve büyük tarım işletmesi sahipleri, sözü dinlenen mahalli şahsiyetler bu alanda yer alır.Bu çevre açık ve net tutumla yönetimden yana tavır koymuş ve bu tavırlarını her alanda seslendirmeye devam etmektedirler.İkincisi; Suriye Komünist partisi (SKP) ünlü lideri rahmetli Halit Bekdaş ve çevresi. Bölgenin en eski Komünist partisinin kurucusu ve ölene kadar lideri olan Bekdaş, Suriye’de en az üç kuşak aydın ve sanatçılın yetişmesinde önemli bir rol oynadı. Kürt halkının laik algılarının gelişmesinde en önemli faktörü bu çevre oynadı. Bölgenin hiçbir Kürt topluluğunda olmayan yaygın siyasallaşma ve aydınlanmanın da temel ayaklarından biri Bekdaş ve çevresidir. İktidar ortaklığında İlerici Vatan Cephesi içinde yer alan SKP’nin birçok milletvekili ve iki bakanla temsil edilmesi Kürtler için de nefes alma kanallarından biri olmuştur. Arap milliyetçiliği altında ezilmeyen (Baas etkisi) Suriyeli tüm aydınların, Bekdaş ve çevresinin talebeleri olarak değerlendirilmeleri yanlış olmayacaktır. Bu çevre açık ve net olarak siyasal tutumunu ilan etmiş yönetimden yana mücadelenin en ön saflarında yerini almıştır.Üçüncüsü; Sivil toplum güçleri olarak yorumlanabilecek mahalli etkinlikler. Cemiyetlerde, hayır kurumlarında, sosyal faaliyetlerde yer alan, özellikle Halep ve Şam’da şehirli kimliği taşıyan Kürtlerden oluşan geniş bir kesimi ifade eder. Bu kesimler içinde her sınıftan ve meslekten insan bulunur. Bu çevrenin büyük bir çoğunluğu yönetimden yana tutum almış çok az bir kesim ise tavırsızlığı tercih etmiştir. Diğer kesimler ise siyasal oluşumlar ve İslami selefi şebekelerden oluşur. Bu kesimler içinde üç boyut bulunmaktadır. Birincisi; PKK etkisinde olan PYD ve PYG güçleri en örgütlü en dinamik ve en laik kesimler olarak yönetimle değişik düzlemlerde bağlantılı ancak yönetime esir olmayan iradeleriyle Rojava Kürtlerinin en önemli siyasal temsilcileri olarak konumlanırlar. Ne yönetimden yana ne de karşısında gibi görünen tutumlarına karşın vatan savunmasında yönetimle ortak duruş sergilerler. Siyasal olarak en gelişmiş olan bu kesimlerin bölgesel meclis kuruluşları, seçim, demokratik yapılar gibi önerme ve uygulamalarıyla Kürt toplumunda yükselen bir etkinlik olarak yer alıyorlar.İkincisi; Feodal-Liberal siyasal akımlar. Bu çevreler Barzani güdümünde, bir ayakları feodallikte diğer ayakları servetleri ölçeğinde liberal eğilimde dış güçlerle yakın irtibatlı çevrelerdir. Geçmiş dönemlerde yoğun etkileri olmasına karşın bu dönemde PKK’nin başarıları ve Suriye’de 1980’li yılların çalışmaları karşısında ciddi gerileme yaşamış bulunuyorlar. Aşiret ilişkileriyle alamet-i farika sahibi olan bu çevrelerin kararlı bir kitle oluşturdukları, yönetime karşı her türden yatakçılık yapmalarına rağmen, açık elde silah ayaklanma eğilimi göstermemiş, terazi kefesinin nereye ağır basacağını bekler bir konum almışlardır. Bu da Mesut Barzani’nin şark kurnazı derin algılarının Esad’ın gidici olmadığına inanmasıyla yakından ilgilidir.Bu çevrelerde özgürlükçülük adı altında kendini solcu lanse eden, sosyalist lanse eden irili ufaklı onlarca siyasal grup bulunmaktadır. Bu gruplar o kadar marjinal ki, ülkemizdeki solun 100 yıldır bir milletvekili çıkarmayan hallerinden de çok daha kötü olduğu söylenebilir. Halkla hiçbir bağı olmayan bu çevrelerin çoğunluğu yönetime karşı sabun köpüğü olarak yer aldıkları söylenebilir.Üçüncüsü; Örgütlü selefi dinci akımlar. Bu akımlar Kürt tarihi ve gelenek göreneklerine hiçte uyumlu olmayan Suudi etkili selefi cihadist çevrelerdir. Türkiye’deki “Hizbullah” örneği Kürt halkının bir tafrasıdır. Uygar Kürtlerle uzak yakın hiçbir ilişkisi olmayan aşiret bağlamında feodal yaşamın kahredici kapalılığı ve karanlığı içinde beslenen tam anlamıyla diş güç kuklası çevrelerdir. Bu çevreler her boyutuyla yönetime karşı savaş halindedir ve Nusra cephesiyle uyum içinde saflarını belirlemiştir.Bu verilerden hareketle denilebilir ki Suriye Kürtleri ezici çoğunluğuyla vatan savunmasında yerlerini alarak Esad yönetimine destek sunmaktadır. Türkiye’yi çılgına çeviren bu durumun tarihsel nedenleri olduğunu burada tekrar hatırlatmak gerek.Suriye 1946’da Fransızlardan bağımsız olarak bir devlet haline geldi. Bölgenin en eski çoğulcu siyasal yapısıyla Kürtler dahil tüm etnik ve mezhebi farklılıkları Suriyeli kimliğiyle bütünleştirmiş bir toplumsal-siyasal doku bulunuyor. Başbakan, Cumhurbaşkanlığı gibi devletin en üst kurumlarında Kürtler görev almıştır. Resmi olarak ne Arap ne de Kürt diye anılmamalarına karşın, Suriyeli ortak kimliğiyle, kendini Kürt olarak tanımlamak, kimsede milliyetçi bir refleks yaratmazdı. Baas yönetimi, dönemin de bile bu algı öylece devam etmiştir.Baas rejimiyle birlikte yükselişe geçen Arap milliyetçiliğine rağmen bu algıların korunması toplumda gerginlikleri gideren önemli bir unsurdu. Kaldı ki Suriye tarihinin hiçbir döneminde Kürtler ne Türkiye ne başka bir bölge devletinden gördükleri toplu kıyım ve katliamlara maruz kalmadılar. En büyük çatışma bir spor karşılaşmasında Amerikan bayrağı açan Barzani yanlılarıyla gündeme gelen (Irak işgalinin etkileri) çatışmada birkaç kişinin ölümü bile araya giren aklıselim insanlarca derhal barışçıl olarak çözülmüştür.Suriye Kürtleri üzerine yorum yapmak Suriye’yi iyi tanımaktan geçer. Türkiye ya da Irak aklıyla Suriye Kürtleri üzerinde Kürt de olsa ahkam kesmek hiçbir şekilde gerçekçi değildir: Kaldı ki Suriyeli Kürt olup kendi gerçeğini tanımayanların çok olduğu bir ortamda bu çok daha önemlidir. Suriyeli Kürtlerin vatanseverlikleri, yönetimleriyle ortak noktaları Suriyeli olma bilinci çok farklıdır. Bu anlatımlardan hiç kimse hiçbir biçimde Kürtlerin Suriye’de çok iyi durumda oldukları anlamını çıkartmasın. Arap milliyetçiliğinin ne tür tahribatlar yaptığını bir Arap devrimcisi olarak çok iyi biliyorum. Kürtler, Suriye’de anayasal haklarını açık ve sarih olarak adlarının da kayda tescili yapılarak, yasa, kurum ve kuruluşlarla da güvenceye alınarak ortak vatanda demokratik bir cumhuriyet içinde yaşam ve siyasal haklarına kavuşmaları gerektiğini belirtirim.